Earthhell

7/12/2009 - Eren

Tehlikeli olan sorulardır
Onlara elleşmeyin, bırakın uyusunlar
Sorarsanız, uyandırırsanız
Bildiğinizden de fazlası kaldıracaktır başını.
~Jonathan Carroll – Kahkahalar Ülkesi

     “Ee,” dedi Ekin, “Eren nerede?”
     Yasemin yan gözle kızı Deniz’in gittiğini farketti. Cemil’e bakıyordu, hayatının adamına, o da bir zamanlar en yakın arkadaşı olan Ekin’e bakıyordu. Deniz'in kapıyı kapattığını duydular. Bir anda, yine üç ergen olmuşlardı, en son bir sırrı paylaştıkları güne dönmüşlerdi sanki. İşte Yasemin, şekil verilmiş saçları, elinde test kitapları, üstünde üniforma. İşte Ekin, saçları karmakarışık, gözünde gözlüğü. İşte Cemil; uzun kıvırcık saçları ve siyah hırkası.
     “Kimseye anlatamazsınız bunu.” diyordu Yasemin yalvarırcasına. “Tabi ki.” diyordu Cemil, Ekin de “Öğrenmemeliydik zaten.” diye ekliyordu.

     “Eren nerede?” diye sordu Ekin şimdiki zamanda. Bir birine bir ötekine bakıyordu. Cemil hareket etmeyi ilk başarandı. Pakedi Ekin’in gevşemiş parmaklarından yavaşça çekip tekrar bavulun üzerine koydu.
     Yasemin “Benim hiç oğlum olmadı Ekin, bilmiyor musun?” dedi ve arkasını dönerek salona girdi.
     Evet, yine o gençler olmuşlardı, her şeyi bilen, herkese karşı sırlarla dolu.
     Ekin, soru sormadan takip etti onu, en son da Cemil gitti peşlerinden. Koltuğa yan yana oturdular, üçü de suçlu gibi ellerine bakıyorlardı.

     “Evet.” diyerek onayladı polisin sözlerini Aylin Hanım. Salonda üç polis Aylin Hanım ve Çağlar Bey’le konuşuyor, bir dördüncüsü de pencereden dışarıyı seyrediyordu.
     Koltukta üç genç oturuyordu, iki kenarda Cemil ve Ekin, ortalarında Yasemin. Yasemin yüzünü ellerine gömmüş ağlıyor, Ekin bir kolu onun omzunda, görmeyen gözlerle televizyona bakıyor, Cemil kafasını eğmiş ellerine bakıyordu.


     “Bu kadar mı?” diye sordu Ekin. “Ya da doğru sözcük ‘yine’ mi olmalı Yasemin? Ha? Yine mi?”
     “Hayır.” dedi Cemil. “Yine değil. Onun suçu değildi.”
     “Tabi ki benim suçumdu Cemil! Onları-“ Cemil, omzunu sarıp onu kendine çekince cümlesini bir hıçkırıkla noktaladı Yasemin.
     “Peki neydi o zaman Cemil? Madem o değildi, sen anlat o zaman. Siz deli misiniz?!” diye bağırdı Ekin.

     “Bizimle beraberdi, sonra bir mağazaya girmek istedi, izin verdim. Sonra buluşacağımız yere gelmedi.” dedi Yasemin, ağlamaktan kızarıp şişmiş gözleriyle. Ekin devam etti. “Mağazaya gittik, takılıp kalmıştır diye, ama yoktu. Kasiyere sorduk, onu görmediğini söyledi.”

     “Hiç kimsenin suçu değildi Ekin.” dedi Cemil dişlerinin arasından. Onu davet etmekle ne büyük aptallık ettiğini şimdi anlıyordu. Yine benzer bir sırra davet etmişti onu, belki de bu kez tutmayacağı bir sırra.
     Ekin sehpanın üstündeki bardağı alıp duvara çarptı. Bardak yüzlerce parçaya bölünürken hiç biri kıpırdamadı. Atomik boyuttaki kristaller, yere saçılırken parıldadı.
     Dakikalar geçerken, hiç konuşmadılar. Yasemin, yüzünü kocasının göğsüne gömmüş, susuyordu; Ekin, koltuğa kafasını dayayıp gözlerini kapamış, susuyordu. Sonra uzanıp Yasemin’in elini tuttu, ve yine dakikalarca öyle kaldılar, adeta sadece birbirlerine dokunmakla iletişim kurabiliyorlardı.

     “Neler olduğunu düzgünce anlat Yasemin.” dedi  Ekin, başını omzuna gömmüş kızın saçlarını okşarken. Cemil diğer yanlarında oturuyordu.
     “Dedim ya,” dedi Yasemin boğuk bir sesle, kıpırdamadan. “Aşağı düştü. Bana tutunmaya çalışırken.” İnledi ve kollarını Ekin’in beline sararak tekrar hıçkırmaya başladı. Ekin kızın saçlarını öptü.
    “Yani,” dedi Cemil kızı rahatlatmaya çalışarak, “sen onu tutmaya çalışırken. Evde not bile olduğuna göre, kararlıymış.”
     “Ama engelleyebilirdim!” diye bağırdı Yasemin kafasını kaldırarak. “Ben ittim onu, amacım tutup onu kurtarmaktı ama ben-ben-“ Tekrar inledi, sesi çatladı.
     “Eninde sonunda bulacaklar onu.” dedi Cemil. “Hadi eve gidelim. Olanları aynen anlatırız, son kısmı atlarız. Onu kaybettik diye bu kadar üzgünüz sonuçta, değil mi?”
     “Tabi, “ dedi Ekin, “mecazi anlamı es geçersek.”


     “Neler olduğunu düzgünce anlatın bana.” dedi Ekin. Yasemin’in elini hafifçe sıktı. “Hadi Yasemin.”
     “Ben anlatırım.” dedi Cemil. Karısının saçlarını okşamaya başladı dalgınca.
     “Deniz daha küçüktü, Eren de bir yaşını doldurmamıştı. İkisini de yataklarına yatırdık, sonra da salona geçtik. Arkadaşlarımız vardı, gülüp eğleniyorduk. Hiç birimiz bir şey farketmedik.
     “Tam kapıyı kapattığımızda Eren’in odasından bir gürültü koptu. Deniz, kardeşinin dolaptaki oyuncağına ulaşmaya çalışmış. Eren de gülerek ona bakıyormuş. Her nedense bu Deniz’in hoşuna gitmemiş, hırslanmış… ve sonunda başarmış.”
     Yasemin inledi ve başını kaldırdı. Yalvaran gözlerle Ekin’e bakıyordu. Cemil susunca o konuştu. Sesi histerik bir şekilde giderek yükseliyordu, dehşet içindeydi.
     “Eren’in odasına koştuk. Deniz yerdeydi, ağlıyordu ve üstü başı kan olmuştu! Beşiğe koştum, her taraf kan olmuştu ve oğlum yoktu! Ezik bir et yığınından başka hiçbir şey yoktu!”

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2009 - Blind Guardian - The Bard's Song

Kategori: Muzik

 

Blind Guardian - The Bard's Song

 

 

Now you all know
The bards and their songs
When hours have gone by
I'll close my eyes
In a world far away
We may meet again
But now hear my song
About the dawn of the night
Let's sing the bards' song

Tomorrow will take us away
Far from home
Noone will ever know our names
But the bards' songs will remain
Tomorrow will take it away
The fear of today
It will be gone
Due to our magic songs

There's only one song
Left in my mind
Tales of a brave man
Who lived far from here
Now the bards' songs are over
And it's time to leave
No one should ask you for the name
Of the one
Who tells the story

Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bards' songs will remain
Tomorrow all will be known
And you're not alone
So don't be afraid
In the dark and cold
'Cause the bards' songs will remain
They all will remain

In my thoughts and in my dreams
They're always in my mind
These songs of hobbits, dwarves and men
And elves come close your eyes
You can see them too

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/10/2009 - Juanes - A Dios Le Pido

Kategori: Muzik

Juanes - A Dios Le Pido

Que mis ojos se despierten con la luz de tu mirada yo
A Dios le pido
Que mi madre no se muera y que mi padre me recuerde
A Dios le pido
Que te quedes a mi lado y que mas nunca te me vayas mi vida A Dios le pido
Que mi alma no descanse cuando de amarte se trate el cielo A Dios le pido
Por los dias que me quedan y las noches que aun no llegan yo
A Dios le pido
Por los hijos de mis hijos y los hijos de tus hijos
A Dios le pido
Que mi pueblo no derrame tanta sangre y se levante mi gente
A Dios le pido
Que mi alma no descanse cuando de amarte se trate el cielo
A Dios le pido

Un segundo mas de vida para darte y mi corazon
entera entregarte
Un segundo mas de vida para darte y a tu lado para
siempre yo quedarme
Un segundo mas de vida yo...
A Dios le pido

que si me muero sea de amor
y si me enamoro sea de vos
y que de tu voz sea este corazon todos los dias
A Dios le pido

que si me muero sea de amor
y si me enamoro sea de vos
y que de tu voz sea este corazon
todos los dias a Dios le pido
A Dios le pido

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/10/2009 - birden

haftalarca yazmayıp da birden bi blogum olduğunu hatırlamam komikti biraz. ve evet kötü bi gündü diyebilirim, azcık iyileşmiş günlerim arasında kötü bi gündü.

birincisi, domuz gribi denen gerizekalı abartılı şey. burda, ankarada, istanbulda okullar tatil, başka nerde bilmiyorum. veeeee o kadar plan yaptık sinema vs arkadaşlarımla kiiiiiii..... annem gidemezsin dedi. neymiş efendim salgın buraya da gelmiş. ne yani ne olabilir ki en fazla? hasta falan olmıcaktık gayet de güzel güzel gezip eğlenip geri gelicektik. ilk defa yarım gün tatil olan bi gün arkadaşlarımla plan yapmıştım b*k oldu.
yaa işte bugünün hikayesi bu. millet dışarda gezerken ben her böyle tatil gününde yaptığım gibi bütün gün bilgisayar başındaydım, internete girdim, facebooktan oyun oynadım. gayet basit. ve klasik.

neyse işte onun dışında, uzun zamandır beklediğim arkadaş grubuna sahibim gibi. bakalım. onlar için ufaktan hayal kırıklığı yaratıyo olsam da.

ve bikaç takipçim, hala aynı kişiye şiir yazabildiğimi öğrenince şaşıracaklardır diye düşünüyorum. evet hala bunu atabilmiş değilim, ya da bi anda gelmiştir belki bilmiyorum. azaldı ama hala yazın olduğu gibi. gerçi artık çok da aldırmıyorum, ne ona ne başkalarına, yani en büyük derdim oğlanlar olsun gibisinden bi halet-i ruhiye içerisindeyim.

bugün hikayelerim üzerinde çalışabilirdim ama akşama kadar internete girmeyi seçtim. bugün kitap da okuyabilirdim ki bunu da istiyodum zaten. eh ama nasıl olsa kamu alanlarına gitmem ikinci bi emre kadar yasaklandığına göre, önümüzdeki dört günde bunu yapabilirim. ne de olsa seren de mustafa da kızgınlar bana. ömerle bi olayım olmadığından onu bilemiyorum.

tanrım evde yemek yok! kuru pasta var <.< ve ben aşırı derecede bişeyler yemek istiyorum o şet. o.O

aman neyse işte. günlüklerden çok bişeyler paylaşacağım, gerçi hep öyle yapıyorum ya. iyi geceler herkese ve Cumhuriyet Bayramı'nız kutlu olsun =)

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/10/2009 - Hangi Duman şarkısısın? (MSN testler)

Kategori: Muzik

Manası Yok

Dünyaya bakışınız ağırlıklı olarak erdem barındırıyor. Etrafınızda bunun karşılığını arıyor ama boş gözlerle karşılaşıyorsunuz. Oysa çok şey değil istediğiniz. Kitaplarda ve filmlerde gördüğümüz, herkesin hakkında konuştuğu değerleri gündelik hayatta da görmek istiyorsunuz.Bütün o kavramlara klişe gözüyle bakılıp azımsanmalarına gönlünüz razı olmuyor. Lakin tam anlamıyla bir misyoner gibi de hissetmiyorsunuz. Eleştiri temel bakış açınız. Her şey ama her şey sizin ilkelere davet eden hayat anlayışınızdan nasibini alıyor. Aşk mı? Elbette o da… Anlamsız ilişkilerdense, hayatı tamamlayan sevgilere açıyorsunuz kalbinizi….

---------------------------
Olabilir. bilimsel değeri yok ne de olsa.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ardant~

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
Aslı Aykaya